Havas İlmine Dair Bir Makale

Havas ilminde hoca olmanın 4 şartı vardır.

1-      Müttekı (Allah ı tam manasıyla seven, Allah tan hakkıyla korkan ve yaşantısını ona göre sürdüren) bir kul olmak.

2-      İlim sahibi olmak. Cahil kişi himmete muhtaç kişidir. “Himmete muhtaç dede, gayra nasıl himmet ede”. Cahil insan, cinlerin, şeytanların ve her şeyden öte PARA nın esiri olmaya mahkumdur. Böyle bir insandan kimseye hayır olmaz.

3-       Azim ve gayretle kendini  ilmen, fiziksel ve ruhsal olarak geliştirmelidir.

4-      Ehliyetli bir makamdan el almış olacak. Ocaklı (el almış) bir cahil kişinin uygulamaları kendi kendine yetişmiş bir alimden kat kat daha tesirlidir.

Bir insanın fiziki yada ruhsal, bir diğer ifadeyle tıbbi yada psikolojik sıkıntı ve hastalıklarının teşhis ve tedavisi için değişik yöntemler vardır.

Tıbbi rahatsızlıkların tedavisi elbette tıbbın konusudur ve o konuda söz sahibi olan kişle rde bu konunun uzmanlarıdır. Ruhi ve psikolojik konulardaki sıkıntıların uzmanları da HAVAS ehli kişilerdir. Bu konularda tıb henüz çaresizdir.

Her ne kadar, psikolojik sıkıntılar için tıpta psikiyatri bölümü ve üniversitelerde psikoloji bölümleri olsa da, bu bölümler henüz çare ve çözüm bulamamıştır. Yapılan genel uygulama, insanları uyuşturan, uyutan ve halsiz bırakan, dertleri çözmek yerine geçici süre unutturan, yada ana problemin açtığı hasarı tedavi edip probleme çözüm olamayan ilaçlarla, yada konuşarak sorunlara çözüm aramaktır.

En basitinden, eğer adamın sağlığı maddi sıkıntılar yüzünden bozulmuşsa bunu uyuşturarak yada dinleyerek tedavi edemezsiniz. Yada aile sorunu varsada böyle çözüm bulamazsınız. Tedavi, sorunun kaynağını çözmektir.

Verdiğim bu örnekler, sebepleri elle tutulur, gözle görülür olan rahatsızlıklardır. Tıp ve bilim bunlara bile çözüm bulamazken, sebebini tesbit edemediği sorunları çözmesi nasıl beklenebilir?

Bugün bilim, ruhi hastalıkların sebeplerini inkar etmekte ve görmezden gelmektedir. Bilimin sihir, büyü, cin tasallutu gibi konuları şuan itibariyle görmesi ve kabul etmesi mümkün değildir. İnkar ile mesele de çözülemeyeceğine göre tıpçıların bir an önce bu konulara eğilmesi gerekmektedir.

Kaldıki, tıp çok ilerlemiş görünmesine rağmen, henüz birçok zahiri ve bedeni hastalığı bile çözebilmiş değildir. Birçok hasalıkta insanı ömür boyu ilaç kullanmaya mahkum etmekte, bazılarında yinede neitice alınamamaktadır.

Mesela, vücutta çıkan siğiller, bazı mide rahatsızlıkları, kronik bazı hastalıklar, kanser, aids vb bunlara örnek olabilir.

Burada anti parantez bir konuya değinmek istiyorum. Bugün, yazılı ve görsel basında çıkan birçok haberde , şarlatan cincilerden, dolandırıcı üfürükçülerden bahsedilmektedir. Konunun yazılıp – tartışıldığı medyada çıkan bilim insanlarımız, aklı selim din adamlarımız ve eğitimli vatandaşlarımız bu konuyu ele almakta, cinciler ve üfürükçülere kanmamamız gerektiğini ısrarla vurgulamaktadır. Fakat, maalesef bu konularda muzdarip, değişik problemi olan kişilere somut bir başvuru mercii gösterememektedir. Doktora gitme tavsiyesinin neticesi de başta arz ettiğim sıkıntıları doğurmaktan daha ileri gitmemektir.

Bu konuda din, tıp ve devlet büyüklerimize düşen görev, parapsikolojik ve gaybi olan meseleleri artık görüp, konuda uzman ve doğru düzgün kişiler yetiştirecek ortam ve kurumlar oluşturup, şarlatanları ve sömürücülüğü ortadan kaldırmaktır.

 

Share Button

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir