Ruh Daveti (Ruh Çağırma) Gerçeği

Ruh Daveti Gerçeği

 

Değişik havas kitaplarında, ciddi bölümler ayrılan bir konudur Ruh Daveti. Gerçeklği hala tartışma konusudur. Kimileri davetin yalan olduğunu, kimileri gelenin cin olduğunu, bu işi iddia edenler ise halis Ruh olduğunu iddia ederler. İşin tuhaf tarafı, bu iddia sahiplerinin nerdeyse tamamı, ruhun ne olduğu konusunda en ufak bir bilgiye sahip değildir. Oysa, bir konuda bilgi sahibi olmadan, o konuda iddi sahibi olmak ne kadar gülünçtür.

Meselenin doğrusunu bilebilmek için asıl bilinmesi gereken iki şeyden biri Ruhun Ne Olduğu, diğeri öldükten sonra ruha ne olduğudur.

Ruhun ne olduğu?yla alakalı Kuranı Kerimde ” Ruhun ne olduğunu sana soracaklar. Sen onlara, “Ruh Rabbimin işidir” de” buyrularak, olayın beşer izahının fevkinde olduğuna vurgu yapılmıştır. En anlaşılır ifadeyle ruh, insan vücuduna yerleşen, his ( beş batıni duyu) ve akıl ( aklı meaf) sahibi, beden tarafından çevrelenmiş ve cesede hayat veren özdür. Nefis ve şeytanın karşısındaki mücadelenin baş aktörüdür. Beden ömrünü tamamladıktan sonra cesetten ayrılacak ve tohumundan yaratılacak olan cesetle tekrar birleştikten sonra, sonsuz ahiret hayatında o bedenle devam edecektir. Ödül yada cezada bedene ortaktır.

İnsan öldükten sonra ruhunun hali, dünyadaki yaşantıyla orantılıdır. Öldükten sonra insanların ruhları 3 sınıftır.

1- Özgür olanlar. Bunlar, peygamberlerin, velilerin, şehitlerin ve ölmeden önce tövbe etme şansını yakalamış, böylece kabre günahlarından arınarak girmiş olanların ruhları. Bunlar Dünyada serbestçe dolaşabilirler. Özellikle ilim ve zikir meclislerini ziyaret ederler. Varlıkları bulundukları yerlere rahmet ve berekete vesile olur. Ruhlarına okunacak dua ve Kuranlar onların gelmeleri için yeterlidir. Ancak, bunların varlığından sadece ehli (maneviyatı güçlü, keşfi açık olanlar) haberdar olur. Yine ehli olanlar, onlarla direk irtibat ve iletişime geçebilirler. İkinci kısımda belirtilecek metodlarla irtibat kurulabilirse de pek tavsiye edilmez.

2- Günahlarından tövbe edemeden ölmüş Müslümanların ruhları. Bunlar özgür değildir. Cesetle beraber kabirde kalırlar. Cuma geceleri, bayram ve kandil geceleri gibi belirli zamanlarda kabirlerden çıkıp, kendi aile ve akrabalarına dua ve hayır talebi için gelirler. Ayrıca arkalarından dua edenleri de ziyaret ederler.  Bunların arkasından yapılan hayrı hasenat, okunan kuran ve edilen dualar affına sebep, günahlarına keffaret olacak mertebeye geldiğinde onların da ruhu serbest kalır. bu kişiler, kendilerine okuyan veya arkasından hayru hasenat edenlere de yardımcı olurlar. Böyle ruhlar da ehilleri tarafından görülüp irtibat kurulabilirler. Ehli kişiler tarafından davet edilip bir insanın, yada bir hayvanın bedenine girmeleri sağlanıp iletişim kurulabilir. Bu esnada insanın kendi ruhu transla bedeni terk edecektir. Ehil kimseler tarafından yapılmaması halinde bunun çok feci sonuçları olabilir.

3- Kafir ve münafıkların ruhları. Bunlar kabirde olsun yada olmasın her halukarda azap içindedirler. Dünyada dolaşabilirler. Bu, onların daha çok azap görmesi ve dünya hayatını değerlendirememelerinden dolayı pişmanlık azabı çekmeleri içindir. En kolay irtibat bunlarla kurulur ama çok tehlikelidir.

Görülüyor ki, ruhlarla iletişim mümkündür. Konuyla alakalı daha geniş malumat vererek meseleyi uzatmak istemediğimiz için burada kapatıyoruz.

 

Share Button

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir